İslamda BÜyÜ KavramI


medyum


Sihir, bedenlere vede gönüllere tesir eden, İnsanı hasta yapan, hatta öldüren, karı ile koca arasını açan bazı düzenlerdir. Bunun Türkçe karşılığı "Büyü" dür. Büyü vardır, yani tesir edebilir. Ancak haramdır. İmlam büyü ve büyücülüğü yasaklamıştır. Büyü öğrenenler hakkında Kura'an-ı Kerim şöyle buyurur: "Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyleri öğreniyorlar." (88) Allah Resulü, aralarında şirkinde bulunduğu yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymıştır.(89)

Büyünün islami hükmü şöyle verilmiştir: Eğer yapılan büyü imanın şartlarından birini inkar etmek varsa o büyü küfrü gerektirir. Yoksa gerektirmez. Mesela birisi, büyücülerin herşeyi yapabileceğine inanırsa, Alla'a şirk koştuğunda kâfir olur. Allah Muhafaza.

Eğer ölüm veya hasta etme veya karı ile koca arasını açma sıhri yaparsa fasık olur. Bazı müctehitlere göre her ikisi de öldürür. Kur'an-ı Kerim ve peygamberimizin hadislerinden bazı şeyler okuyarak yapılmış büyüleri bozmak câizdir. Allah Resullüne yapılan büyü felak ve nas süreleri okunarak bozulmuştur.(90)

Bazı Büyüler göz boyamaktan ibarettir. hokkabazlıktır.Bunların gerçek bir yanı yoktur. Bazı büyüler ise insanı gerçekten etkiler. Bu ikinci tip büyü ile meşkul olan büyücülerin yaptıkları zındıklıktır. Bunun için mutlaka dünyada cezalandırılmaları gerekir. Kur'an-ı Kerim, bize büyücülerin şerrinden Allah'a sığınmamızı öğretmiş ve bu konuda şöyle buyurmuştur. "Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden Allah'a sığınırım de."(91)

Kaynak; (88 Bakara Suresi:102) (89 Buhari, Vesaye;23) (90 Medariku'- Tenzil Felak Suresi) (91 Felak Suresi; 4)

Nazar, nazar boncuğu ve muska; Nazar, bakış, göz değmesi demektir. Allah Resulü, "Nazar haktır" buyuruyor(92) Yani bazı insanların bakışlarının maddi ve manevi yapıları üzerinde olumsuz etkiler yapması bir gerçektir.

Bundan Allah'a sığınılmalıdır. Yine Allah Resulü; Eğer kaderi geride bırakabilecek bir şey varsa o da gözdür." buyurmuştur.(93) Ancak nazar değmesi diye insanlara veya herhangi bir eşyaya boncuk, nazarlık takmak caiz değildir. Bunar cahiliyet devrinden kalma adetlerdir. Allah Resulü buyuruyor; "Muska ve büyü şirktir."(94) On kişilik bir hey'et biat etmek üzere Allah Resulünün huzurna gelmişlerdi

Dokuz tanesi biatını yapmıştı. Onuncusu geldiğinde Allah Resulü elini ona vermemişti. Sebebi sorulduğunda,"O'nun kolunda muska vardır." demişti.Bunun üzerine o adam, kolundaki muskayı parçalamış. Sonra biat etmesi için peygamberimiz elini uzatmış ve şöyle buyurmuştur. "Muska asan şirk koşmuş olur."(59) Yani muska asıpta kalbini ona bağlayan şirk koşmuş olur.

Allah Resulü bir adamın pazusun da altın bir bilezik görmüş. Onu kınayan bir dille: "Bu da ne?" diye sormuş. Adam "Omuzumdaki bir hastalıktan dolayı takıyorum" deyince kendisine şu cevabı vermiş. "Aman bu bilezik, senin hastalığını dahada arttıracaktır.Çıkar, at Eğer bu senin üzerindeyken ölecek olursan ebediyyen iflah olmazsın."(96)

İbrahim en-Nehai şöyle diyor; "Sahabiler,Kur'an ayetlerinden olsa bile muskaları hoşkarşılamazdı. Ancak Allah Resulünün göz değmesine, zehirli hayvan sokmasına, nemle denen yaralardan meydana gelen kurtlara karşı yalnız okumaya ruhsat verdiğine dair rivayetler mevcuttur."(97) Hz. Aişe diyor ki; Allah Resulü göz değmesine karşılık okumayı bana emrederdi."(98)

İnsan ve cin göz değmesine karşı peygamberimiz, felak ve nas surelerini okuyup kendine üflediği rivayet edilmiştir.(99) Allah Resulü, Çeşitli hastalıkları okuyarak tedavi etmiştir.(100)

O şöyle derdi; "Allah hiçbir dert göndermemiş ki, dermanınıda göndermesin."(101) Kur'an Ayetleri peygamberimizin yaptığı dua ve zikirlerle hasta okumanın caiz hatta sünnet olduğu hususunda icma vardır. (104)Kamil Miras da şöyle söyler; "Şer'an haram olan nefes, üfürükçülerin ve cinlerin emrinde olduğu iddia eden cincilerin nefesidir."(105)

Muska, boncuk tamka, arabalara, binalara kemik, biber veya göz değmesine mani olacağı inancıyla birşey asmak, kurşun dökmek haramdır."(106) Muska, eğer tılsım gibi şeylerden olursa caiz değildir.(107) Şayet Kur'an'dan bazı ayetler ve Resulullah'ın bazı dualarından olursa caiz olduğunu söyleyenlerde vardır.(108) Ancak üzerinde muska olarak Kur'an ayetlerini taşıyan kişi tuvalete girebilir, cünüp olabili, kadın adet halinde olabilir. İşte bu sebeplerden dolayı muska taşımamak en doğru yol olur. Allah Resulünün sünnetinden ayetleri akuyarak tedavi etmek vardır, fakat muska kesinlikle yoktur. O, muskaya müsade etmemiştir.(109)

Not= Büyü'den korunmak için Allah Resulünün bize bildirdiği Felak ve Nas Surelerini çok okuyalım Ay'da binlere yakın salavat çekelim...Evinizde Büyü olduğundan şüphe duyar bulursanız. O evdeki Bereketin artması cin ve şeytanların kovulması için Bakara Suresinin ilk Ayetini bol bol okuyun.

Kişinin Allah'a sığınması, iman ve ibadet konusundaki titizliği ile, büyünün tesir etmesinde etkili olan şeytanın insana yaptığı telkinlere kulak asmaması, şeytanın insanlar üzerindeki etkisini azaltır ve büyünün tesirinden de korunmuş olur. Çünkü şeytanın yaptığı, sadece telkin yoluyla korkutmak, şüpheye düşürmek, vesvese vermekten ve temelsiz kuruntulardan, neticesi olmayan vaatlerden başka bir şey değildir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle denir: "(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi, aldatmacadan başka bir şey değildir." (Nisa suresi, 120)

Ayette geçen "ümitlendirme" ve "söz verme", bilindiği gibi geneldir. Ancak konumuzla ilgili olması da söz konusudur. Çünkü insan, pek çok şey umar. Hatta kendini umduğu şeylere, yani beklenti ve ümitlerine öylesine kaptırır ki, bazen kendi kendisini bile büyüler ve olmasını istediği şeyler için büyücülere gider. Bu da, yanlış olduğunu bile bile bu yola gitmesi ve şeytanın bu konuda kendisine teminat vermesiyle olur. Bu, genellikle haramlarda olur. Yani bir bakıma insan kendisinde büyü olduğunu, birilerinin bu işle ilgilendiğini düşünerek, hastalığı davet eder. Oysa, gerçek öyle olmayabilir. Nitekim ayetlerde, "İman edip yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın bir hakimiyeti olmayacağı"ndan, "Ancak onu dost edinip Allah'a ortak koşanlar üzerinde hakimiyet kurabileceğinden söz edilir. (Nahl suresi, 99-100) Hakimiyet kurma konusunda insanın, inanmanın yanı sıra ihlaslı olması da söz konusudur. Şeytanın, ihlaslı kimseler üzerinde bir hakimiyeti söz konusu olamayacağı, bu kimseleri Allah'ın koruyacağı belirtiliyor. Ancak "İhlassız ve tevekkülsüz kimselerden gücünün yettiklerini kandıracağı, davetiyle şaşırtacağı; süvarileri ve yayaları ile onları yaygaraya boğup; mallarına, evlâtlarına ortak olabileceği, kendilerine vaatlerde bulunarak aldatabileceği" konusunda şeytana izin verilmiştir. (İsra suresi, 63-65) Bu da, yaşamakta olduğumuz hayatın bir imtihan olmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa tam bir yetki değildir. Zaten şeytan, insana boş kuruntulardan başka bir şey telkin etmez.

Açıkça anlaşılan odur ki, şeytanın, etkisi altına alıp rahatsız ettiği kimseler, onun kendisine sokulmasına zemin hazırlayan ve bu işe meydan veren kimselerdir. Zira şeytanın, Allah'ın halis kulları üzerinde kesin bir etkisi yoktur. Bunu yapmaya çalışsa bile onlar, dua ve ibadetlerle, Allah'ın kitabını okumakla bu işin üstesinden gelirler. Zaten büyü ve büyücülük yapanlar hakkında indirilen ayetin sonunda da ", Ama onlar, Allah'ın izni olmadan, büyü ile hiç kimseye zarar veremez." (Bakara suresi, 102) buyurulmaktadır.

Büyünün hakikat olduğu kabul edilince, herkese tesir etmesi de tartışılmaz. Ancak daha fazla tesir ettiği kimseler de mevcuttur. Bunlar da şeytanın vesvese ve evhamlarına önem veren ve bu tür şeylere açık olan kimselerdir. Böyle kimseler, daha çok kendi kendilerini bir saat gibi kurup hasta eder. Çünkü şeytan, insana sadece vesvese verir ve yanlışı doğru olarak göstermek ister. Aslında hiç de önemli olmayan ses veya görüntüleri kendince değişik şekillere ve seslere benzetenler evhamlı, itikadı zayıf, ibadeti ve zikri olmayan, Allah'a olan görevleri konusunda gevşek davranan ve ibadetlerini ihmal eden kimselerdir. Nitekim, ayette, bu hususlara işaret edilmektedir. (Hac suresi, 52-55)

Bütün bu saydıklarımızın dışında, büyünün tesir ettiği takva sahibi kimseler de yok değildir. Ancak, yüce Allah'a teslimiyet gösterilip tevekkül edildiği ve tam anlamıyla sığınıldığı, günlük evrad-ü ezkarlar okunduğu, günlük ibadetlere titizlikle devam edildiği, her gün birkaç sayfa Kur'ân-ı Kerim ve Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Peygamber'in (a.s.m.) okunmasını tavsiye buyurduğu sure ve dualar okunduğu takdirde büyünün tesiri önlenebilir. Çünkü kötü niyetli kimseler büyü yapsalar bile, herkesin ve her şeyin üstünde mutlak güç ve kuvvet sahibi Allah vardır ki, O'nun gücü dünyanın bütün sihirbazlarının ve kendilerine yardımcı olan cinlerin ve şeytanların gücünden üstündür. Zira, kendisinde güç bulunduğunu iddia edenleri de yaratan Allah'tır. O dilemezse hiç bir şey olmaz. Nitekim, Hz. Peygambere yapılan büyü konusunda Cenab-ı Hak (c.c.) "Felâk" ve "Nas" surelerini indirip bunlarla dua edip kendisine sığınmasını istemiştir. Hz. Peygamber de öyle yaparak şifa bulmuştur. Böylece Peygamberimiz, büyücülerin gayretlerini neticesiz bırakmış ve arzularını kursaklarına tıkamıştır.

Nitekim, "Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler." (A'raf suresi, 201) Ayette işaret edildiği gibi, şeytani bir etki altına giren kimsenin ilk yapacağı şey, Allah'a sığınmak olmalıdır. Allah'ın emrettiği hususlar kısaca, kişinin helâl ve haramları gözetmesi, dua ve ibadetlerine dikkat etmesi, maddî ve manevî olarak temiz, duygu ve düşünceler içerisinde, halis bir niyetle Allah'a müteveccih olmasıdır. Zira şeytan, kıyamet günü vaatlerinin birer aldatmaca, gerçek gibi gösterdiği şeylerin birer kuru yalandan başka bir şey olmadığını söyleyip işin içerisinden çıkacak ve büyücülerin ve peşinden gidenlerin hepsini yüzüstü bırakacaktır. (İbrahim suresi, 14:22) Bakara Sûresi'nin 102. ayetinden de anlaşılan odur ki, sihirlerin en büyük tesiri, ruhlar üzerindedir; fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumların altını üstüne getirir. Şu halde, 'sihrin aslı yoktur' diye aldanmamalıdır. Ve böyle sihirbazlardan sakınmalıdır.

Bununla beraber bunları yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremez. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. Hakiki müessir, ancak ve ancak Allah'tır. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O'nun izni ile meydana gelir. O halde, her şeyden önce Allah'tan korkmalı ve Allah'a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır.

Bahar Hoca ; Gizli ilimler ve gerçek çözümler sunan yaptığı işin hakkını fazlasıyla verebilen bir hoca.  Eşler arası problemler  , negatif enerjilerden arındırmak,  sevgi ve muhabbet tılsımları,  iş şans kısmet açma v.b konularda  yıllarını vermiş deneyimli bir metafizikçi hocadır.

Gizli ilimlerde uzman Bahar hoca sizlerin aşamadığınız  konuların çözümünü en kısa zamanda gönül rahatlığı içerisinde aşabilirsiniz. Sizde destek almak çalışma yaptırmak ve bilgi edinmek için iletişime geçin.